Bitmeyen cile bitmeyen hüsran Ne istersin kahbe felek benden Bir parca mutluluktu tek istegim Beni,mi buldun yerden yere vuracak
Bir umuttu benimki,mutluluk Canim degil zavalli kalbim aciyor Güldürmedin bir kerecik yüzümü Beni,mi buldun yerden yere vuracak
Acitmadi canimi dogrular Yalan dolu mutluluklar Yikti,yikti dünyami Sevgi denen sey yokmus sende Yalan dünya yalanlarla dolmus,sun
yalanlar can acıtır can yakar…
Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.
Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. Hayatın matematiği farklı;
iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
Önce yalnızdık.
9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak geldik.
Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi.
Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var dedik.
Korktuk.
‘Bunun sebebi ne?’ diye sorduk kendimize. Cevabı yapıştırdık:
‘Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var.
O yüzden eksiklik hissediyoruz’. Peki, neye sahip olmamız gerekiyor?
Çocukken ‘yaşımız küçük’ diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz.
Kurallar, yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.
Büyüdükçe bir şey değişmedi.
Yine huzursuzduk. İçimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu:
‘Bir eksik var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan?
Nasıl geçecek bu?
Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. İşe girince geçecek. Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık.
İşe girdik. Kartvizit aldık. Çalıştık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık. Çalıştık. Eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik. Kartviziti değiştirdik.
Daha çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık.
Geçmedi.’Bir yerde bir eksik var’ hissi, hala orada duruyordu.
Bu sefer de ‘Sevgilimiz olunca geçecek’ dedik. ‘Yalnızlığımız sona erince bu illetten kurtulacağız.
‘Beklemeye başladık.
Derken, biri çıktı karşımıza aşık olduk. Ve anında başka biri olduk.
Daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler,
hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.
Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve hayranlık gördük.
Sevgilimizin gözlerinde Tanrı’ yı gördük.
Işığı gördük.’Tünelin ucundaki ışık b u olmalı’ diye düşündük ‘kurtulduk’.
Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi.
Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu söyledi.
Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi.
Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir terslik olduğunu.
Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik.
Fark etmez. Sonuçta aşk bitti.
Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük.
Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik, her yere baktık.
Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı.
İçimize bakmadık.
Eksik parçayı dışarıda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.
Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik.
Şaşıracak bir şey yok, tabii ki sevmedik.
Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların ardına saklanır mıydık?
Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?
Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.
Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
‘Herkes beni sevsin’ diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine şart koyuyor, sınır koyuyor.
Oysa ‘kendime duyduğum sevgi bana yeter’ diye düşününce, kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım tamamlanıyor.
Her şey bir oluyor. İşte o zaman perde aralanıyor.
Acı diniyor.
İşte o zaman başka `bir`i bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.
Sonsuz Sevgilerimle…
Allah cc Dunyaya Emretmiş insan oğlu senin için ÇAlışırsa onu yor ona hiç Rahatlık Ver,Eyer insan bana kulluk ederse Sen ona Hizmet Et..Saygılar
Dünya, süratle yok olup gidiyor. Sonunun gelmesi pek yakındır. İnsanlara baki kalmayı söz verir, sonra sözüne muhalefet eder. Sen ona bakar, onu sakin ve istikrarlı görürsün. Oysa o şiddet ve süratle seyretmektedir. Süratle durmadan akıp gitmektedir. Fakat ona bakan, onun hareketini hissetmeden ona bel bağlar. Ancak sona erdiği zaman sezer. (O vakit de iş işten geçer). Dünyanın mi-sali gölgedir. Gölge, hareketsiz ve sakin görünür. Oysa hakikatte hareket halindedir. Görünürde sakindir. Onun hareketi zahirî gözle görünmez, bâtınî basiretle görülür. Dünya, Hasan Basrî’nin yanında zikredildiği zaman o şu şiiri okudu: ‘Uykudaki rüyalar veya geçici bir gölge gibidir. Muhakkak akıllı bir kimse onun benzeriyle aldanmaz’.
MaşaLLah Şu Dilsiz Cansız Dünyayıda Yalancı Yaptınız ya :(
usta ne kadar kısa ve net cevap vermişsin:))dünya yalan değil insanları çeşit çeşit yemek nasıl bir ihtıyacsa karnımızı doyurup bızı buyütüyosa hayatta olan acı tatlı yaşadığımız herşeyde ruhumuzu kişiliğimizi geliştirir yakınmak yerine arkamıza bakmadan ders alıp daha dogrusunu bulmaya baksak daha iyi olur biz söz vardır UÇURUMUN KENARINDA BİLE OLSAN HAYATA GICIKLIK OLSUN DİYE GÜLÜMSE:)
güzelmis siir paylasim icin tskler bacimmmm.
Artık zapdedemiyorum içimdeki çağlayanı…. Ağlıyorum dostlarımın vefasızlığı için Ağlıyorum Yaradana vefasızlığım için … Ağlıyorum...
CAN İLe CANAN HiKaYeSi……:( Seviyorlardi birbirlerini belkide cocukca fakat yillar sonra dönüstü bu sevgi büyük bir aska canan seviyordu...
SEVERKEN KONUŞMA SADECE SEV…. O BILMEDEN DUYMADAN SEV….SENİ NASIL SEVMESİNİ İSTIYORSAN OYLE SEV….ANLAMASADA KARŞILIK VERMESEDE...
Hülya ve hasan isminde iki genc varmis,kiz güzelmi güzel genc yakisiklimi yakisikli bu iki genc birbirlerini sevmis ve bir flört döneminden sonra...
Beni Benden Alip Baska Dünyalara götürecek. Huzura yoldas edecek Heyecandan kalbimin atisini degistirecek. Hic bir seyi cikarci düsünmeyecek. Ruhu...